preloader

Ödeme Emirlerine Karşı Dava Açma Süresi ve Bu Sürenin Anayasaya Uygunluk Açısından İncelenmesi

Dava açma süreleri kişilerin hak arama özgürlüklerinin kullanımında önem arz etmektedir. Adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olan mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelir. Dava açmak isteyen kişinin mahkemeye erişim hakkının özüne zarar verecek seviyeye ulaşmadığı müddetçe dava açma koşullarına sınırlamalar getirilebilmesi görüşü temel alınarak, hukuki belirlilik ilkesi gereği, kanunlar ile dava açma süreleri kısıtlanabilir, belli süreler öngörülebilir.

Dava Açma Süresi

Her ne kadar İdari Yargılama Usulü Kanunu 7.maddesinde dava açma süresi “Danıştay’da ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gün” olarak düzenlenmiş olsa da, ödeme emrine karşı dava açma süresi Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Kanununda yer alan 58.maddeye göre belirlenecektir.

Ödeme emrine karşı açılacak davaların süresi 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Kanunu 58.maddesinde yapılan 28/11/2017 tarihli değişiklik ile, 7 gün olan dava açma süresi 15 güne çıkarılmıştır.

Değişiklikten önce ödeme emrine karşı dava açma süresi 7 gün olması uygulamada büyük hak kayıplarına sebep oluyordu. Ödeme emirlerinde kişilerin hak arama özgürlüklerini hangi sürelerde ve hangi merci önünde arayacaklarının idare tarafından bildirilmesi Anayasa’nın 40’ıncı maddesinin 2’nci fıkrasında düzenlenen bir zorunluluktur. Bu zorunluluk çoğu zaman idare tarafından yerine getirilmediği için, ödeme emrine muhatap olan kamu borçluları, ödeme emrinin içeriği hakkında bilgi alıp haklarını nasıl kullanacaklarına vakıf olana kadar dava açma süresini kaçırabilmektedirler. Mahkemeler[1] ve bireyler bu sürenin anayasaya uygunluğu denetimi için, adil yargılanma haklarının ihlali gibi nedenler ile Anayasa Mahkemesi’ne çok sayıda başvuru yapılmış olmalı ki, kanun koyucu böyle bir değişiklik yoluna gitmiştir.

Dava Açma Süresi Başlangıcı

Ödeme emrine karşı dava açma süresinin hesaplanmasında sürenin başlangıç tarihi önem arz etmektedir. Anayasa madde 125/3’e göre “İdari işlemlere karşı açılacak davalarda süre, yazılı bildirim tarihinden başlar.” Buna uygun olarak Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun’un 58.maddesinde de “ödeme emrinin tebliğinden itibaren” sürenin başlayacağı düzenlenmiştir. Yani dava açma süresi olan 15 günlük süre, ödeme emrinin muhatabına hukuka uygun olarak tebliğ edildiği tarihin ertesi günü başlayacaktır. Ancak Danıştay dava dairelerinin[2] tebliğden önce yükümlünün ödeme ermini öğrenmesi üzerine dava açabileceğini kabul ettiğini de belirtmek gerekir.

Sürenin Hesaplanması

Süre ile ilgili esaslar İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda düzenlenmiştir. Kanun’un 8.maddesine göre ödeme emrinin tebliğinin ertesi gününden itibaren başlayacak olan 15 günlük dava açma süresi, parmak hesabı ile sayılır ve son günün mesai bitiş saatinde sona erer. Tatil günleri de sürelerin hesaplanmasına dahildir. İYUK 8.maddenin 2.fıkrasına göre sürenin son günü tatil gününe denk gelir ise süre, tatil gününü izleyen çalışma gün bitimine kadar uzayacaktır. Örneğin; 7 Kasım 2020’de tebliğ edilen ödeme emrine karşı 15 günlük dava açma süresine göre son gün 22 Kasım 2020 iken, son gün tatil gününe (Pazar günü) denk gelmiş olduğu için 23 Kasım 2020 çalışma saati sonuna kadar süre uzamış olacaktır.

15 Günlük Dava Açma Süresinin Anayasaya Uygunluğu Açısından İncelenmesi

Anayasa Mahkemesi’ne ödeme emrine karşı dava açma süresinin özel olarak 6183 sayılı kanunda, İYUK’taki dava açma süresinden farklı olarak düzenlenmesinin Anayasa 2.maddesinde düzenlenen hukuk devleti ilkesine aykırılık, hukuk devleti ilkesinin “belirlilik” “istikrar” “öngörülebilirlik” ve “haklı beklenti” kavramlarıyla çeliştiği gerekçeleri ile çok sayıda başvuru yapılmaktadır.

Hukuk devleti ilkesi gereği nelerin gerekli kılınması konusunda öğretide görüş birliği sağlanamamıştır. “Doktrinde (hukuk devleti) kavramının kapsadığı belli başlı şu ilkeler üzerinde durulmaktadır: Kanunî idare ilkesi, kanunların genelliği ilkesi, kanun önünde eşitlik ilkesi, güçler ayrılığı ilkesi, kazanılmış haklara saygı gösterilmesi, temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması, mahkemelerin ve yargıçların bağımsızlığının sağlanması, idarenin eylem ve işlemlerinin yargısal denetime tabi olması, yasama organından yürütme organına yetki devri koşullarının önceden belirlenmiş olması ve devlerin mali sorumluluğu. Hukuk devleti kavramının öğelerini bir liste halinde verebilme olanağı yoktur. Bununla beraber somut olay ve konularda hukuk devleti açısından çözümlemeler yapılabilmektedir.”[3]

Anayasa mahkemesi ise özetle; “dava açma süresinin Anayasa’da belirlenen kurallara bağlı kalmak, adalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütlerini gözetmek koşulu ile yasa koyucunun iradesine bırakılarak ödeme emrine ilişkin sürenin kısa tutulmasının hukuka aykırı olmadığı” gerekçesiyle itirazı reddetmiştir.[4]

Aynı şekilde yukarıdaki benzer gerekçelerle Anayasa Mahkemesi, Malatya Vergi Dairesi’nin başvurusunu da reddetmiştir.[5]

Öğretide, Anayasa Mahkemesi’nin tam aksine olarak; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin De Geouffre De La Pradella – Fransa kararına dayanarak, ödeme emrine karşı dava açma usulünün karışıklığı ve açık olmaması nedeniyle değişiklik öncesi 7 günlük sürenin İYUK’ta düzenlenen dava açma süresinden farklı olmasının “haklı beklenti” ve “öngörülebilme” unsurları bakımından adil yargılanma hakkının ihlali olduğu sonucuna varan görüşler bulunmaktadır.[6]

Bununla beraber öğretide yukarıdaki görüşün aksine, Anayasa Mahkemesi ile paralel düşünen değerli görüşler de bulunmaktadır. Söz konusu bu görüş; salt ödeme emrine karşı dava açma süresinin İYUK’tan farklı düzenlenmiş olmasının “haklı beklenti” ve “öngörülebilme” unsurları yönünden adil yargılanma hakkını ihlal etmediği kanaatindedir.[7]

Sonuç olarak uygulamada yüksek mahkeme kararları neticesinde görülen o ki; adil yargılanma hakkının salt ödeme emrine itiraz süresinin farklı düzenlenmiş olması nedeniyle ihlal edildiği genel olarak Anayasa Mahkemesi kararlarında görülmemektedir. Ancak Anayasa Mahkemesi’nin somut olayın özelliklerine göre; usulüne uygun tebligat yapılmamış olması, vergi cezasının veya mahkeme kararının gerekçeden yoksun olması gibi nedenlerin adil yargılanma hakkını ihlal ettiği yönündeki kararları hukuka uygun olarak görülmektedir.

EDU HUKUK & DANIŞMANLIK BÜROSU

Stj. Av. Aleyna YÜREK


[1] İdare Mahkemesi’nin Anayasa Mahkemesi’ne ödeme emrine karşı dava açma süresinin Anayasa’nın 2.ve 36.maddelerine aykırılığı iddiasıyla iptal davası kararı için bkz: Anayasa Mah. E.2008/96, K.2011/3 ve 06.01.2011 tarihli karar.

[2] Danıştay 4.D E.1985/1188, K.1985/2686 ve 22.10.1985 tarihli kararı.

[3] Çağan, Vergilendirme Yetkisi, s. 144; Tekbaş, s. 199.

[4] Anayasa Mahkemesi E.2008/96, K.2011/3 ve 06.01.2011 tarihli kararı.

[5] Karar için bkz: Anayasa Mahkemesi, E.2006/23, 2010/27 ve 04.02.2010 tarihli kararı.

[6] Karakuş, Ödeme Emri, s.158.

[7] Rençber, Vergi İcra Hukukunda Ödeme Emri, s.160.

Yorum yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Size en iyi deneyimi sunmak için çerezleri kullanıyoruz.